Skip to content

Anasayfa arrow Haberler arrow Tüm Haberler arrow Cehaletin Canına Okuyorlar
Cehaletin Canına Okuyorlar
ImageSessiz sedasız bir eÄŸitim seferberliÄŸi yaÅŸanıyor Anadolu'da. Fakir ve varoÅŸ semtlerde açılan okuma salonları, çocuklara ışık oluyor. Yasadışı faaliyetlerin potansiyel 'iÅŸ gücü' merkezleri, bu eÄŸitim hamlesiyle artık hayırlı evlatlar yetiÅŸtiriyor. Çocuklar, sokaktan okula kazandırılıyor.

Åžehrin önde gelen iÅŸ adamları yine bir arada' Ana gündem, yine sanayicilerin problemleri' Ama bu kez farklı bir misafir var aralarında. Sürekli artan suç oranlarından rahatsızlık duyan sanayiciler, emniyet müdürünü de davet etmiÅŸtir toplantıya. Emniyet Müdürü, ÅŸehirdeki sosyal sorunlar ve bunun suça etkilerinden bahseder. Elindeki bilgileri paylaşır. Ancak son sözleri, çay servisiyle iyice ısınan salonda buz gibi bir hava estirir: 'Her ÅŸeyi devletten beklemeyin, böyle giderse yarın eÅŸiniz çocuÄŸunuz sokaÄŸa çıkamaz hale gelecek. Ortalık tinerciden, baliciden geçilmiyor.' Bu anekdotu anlatan Gaziantepli iÅŸadamı Cahit Erbalcı, herkesin uyarıdan çok etkilendiÄŸini aktarıyor. O dönem, Hür Sanayici ve İş Adamları DerneÄŸi BaÅŸkanlığı'nı (HÜRSİAD) yürüten Erbalcı, hemen ertesi gün yönetim kurulunu toplayarak emniyet müdürünün uyarısını deÄŸerlendirir arkadaÅŸlarıyla. Bu buluÅŸmada somut bir karar da alınır. Dernek artık önceliÄŸi eÄŸitime, özellikle de sokaktaki çocukların eÄŸitimine verecektir.

YÖNETİCİLERİN İNANAMADIÄžI BAÅžARI
Bugün Gaziantep varoÅŸlarının umudu haline gelen, çocukları sokaktan kurtarıp eÄŸitime kazandırarak ÅŸehirdeki suç oranlarını bile düÅŸüren Çınar EÄŸitim Kültür YardımlaÅŸma ve Dayanışma DerneÄŸi, iÅŸte bu toplantıların ürünü. Hayatı, para kazanmaktan ibaret görmeyen iÅŸadamlarının, duyarlı bir emniyet müdürüne kulak vermesinin somut neticesi. Çınar-Der okuma salonları halen 15 ÅŸubesiyle, fakir ama okumaya hevesli çocukların elinden tutuyor, onlara ışık oluyor.

5. yılına giren derneÄŸin, tamamını ücretsiz okuttuÄŸu ve dersle ilgili bütün materyallerini ücretsiz verdiÄŸi 5 bin 400 öÄŸrencisi var. İşin en güzel yanı, okuma salonlarındaki gönüllü hocaların desteÄŸiyle OKS'ye hazırlanan çocukların elde ettiÄŸi baÅŸarılar... 2005'te OKS'ye katılan 625 öÄŸrenciden 212'si, 2006'da 926 öÄŸrenciden 608'i ve bu yıl da 1058 Çınar-Der öÄŸrencisinden 786'sı sınavı kazanmış. Normal ÅŸartlarda dersanelere, özel kurslara gitmeye gücü yetmeyen ve bu sebeple arkadaÅŸlarının çok gerisinde kalan öÄŸrencilerin okuma salonlarına devam ederek elde ettikleri yüzde 75'lik baÅŸarıya hem öÄŸretmenleri hem de yerel yöneticiler inanamıyor.

Halen GüneydoÄŸu Sanayiciler ve İş Adamları Dernekleri Federasyonu (GÜNSİAF) BaÅŸkanlığını yürüten Cahit Erbalcı'nın anlattığı süreç, iÅŸ adamlarının istedikleri takdirde ÅŸehirlerine ne kadar faydalı olabileceklerinin göstergesi. Yönetim kurulunda 'varoÅŸlara yönelik eÄŸitim hamlesi' kararı alan sanayiciler, hemen aralarında görev bölümü yapıp birkaç üyeyi ayırarak onlardan 'yeni bir eÄŸitim derneÄŸi' kurmasını ister.

VAROŞLARI TEK TEK İNCELEDİLER
BüyükÅŸehir ve ilçe belediyeleri de destek verince, dernek 2003'de kurulur ve ilk okuma salonu aynı yıl faaliyete geçirilir. İlginç olan, bu bir yıllık sürede yapılan çalışma. Çınar-Der kurucuları iÅŸe baÅŸlamadan önce varoÅŸlarda bir araÅŸtırma yapar. Okul müdürleri, karakollar, öÄŸretmenler ve aileler ziyaret edilir. En çok tinercinin hangi bölgelerden çıktığı belirlenir. Çocukların boÅŸ olduÄŸu saatler tespit edilir. ÖÄŸretmenlerle görüÅŸmeler yapılır. Onlara böyle bir çalışma yapılacağı anlatılır ve bir kısmı, okuma salonunda gönüllü ders vermeye ikna edilir. İşte böylesine güçlü bir altyapının üstüne açılır, Çukur Mahallesi'ndeki Balıklı Okuma Salonu.

HÜRSİAD üyesiyken, Çınar-Der'i kuran ekibin içinde yer alan ve halen derneÄŸin baÅŸkanlığını yürüten iÅŸ adamı Hüseyin Keskin, '2002 yılında, doÄŸudan gelen göç ÅŸimdikine göre çok daha fazlaydı. Dolayısıyla sokakta çok çocuk vardı. Bu çocukların yarım gün okula gidip kalan zamanda sokaklarda mendil satması, araba camı silmesi bizi üzüyordu. 'Onlar için ne yapabiliriz?' sorusundan yola çıktık.' diyor. Okuma salonları açılmadan önce yapılan varoÅŸ anketlerindeki sorulardan biri de, 'Böyle bir merkez açılsa gelir misin?' olmuÅŸ. İlginin çok fazla olması, iÅŸ adamlarının heyecanını artırmış. İlk açılan salonlara çocukların 3-5 kilometre mesafelerden yaya geldiklerini aktarıyor Keskin. Yani bu çocukların cebinde dolmuÅŸa verecek para bile yok. Okuma salonlarının varoÅŸlarda açılmasının en önemli sebeplerinden biri de bu; yani harçlık bir yana dolmuÅŸ parası bile yok çocukların cebinde!...

'BURASI ANA KUCAĞI; BURASI BİR AİLE'
'Adım TuÄŸba Budak. Ben Gaziantepliyim. 12 yaşındayım. Çıksorut Mahallesi'nde oturuyoruz. Biz 8 kardeÅŸiz. Ben 6. sınıfa gidiyorum. Babam simit satıyor, baÅŸka hiçbir maddi gelirimiz yok. Evimiz kira ve iki odası var. KardeÅŸlerim ve ben okumayı çok istiyoruz. Bir gün mahallemize yakın bir okuma salonu açıldığını ve hiçbir ücret istenmediÄŸini duydum. Bunu duyunca sevinçle eve gidip babamı ikna ettim. Burası Çınar-Der GökkuÅŸağı Okuma Salonu, burası eÄŸitim ocağı, burası ana kucağı, burası küçük bir okul, burası bir aile''

Ailesi Nizip ilçesinin Tatlıca köyünden Antep'e göç etmiÅŸ küçük TuÄŸba'nın, ÅŸehrin mülki amirlerine yazdığı teÅŸekkür mektubundan alıntı yukarıdaki satırlar. Hem Çınar-Der'e, hem bu faaliyetlerin önünü açarak, fakir çocukların okumasına vesile olan vali, belediye baÅŸkanı, emniyet ve milli eÄŸitim müdürlerine teÅŸekkür ediyor. Biz de mektubun sahibini yakından tanımak için, akÅŸam vakti Çıksorut Mahallesi'ndeki evinde ziyaret ediyoruz TuÄŸba ve ailesini.

Aylık 60 lira kira ödenen evde, biri mutfak iÅŸlevi gören iki oda var. Burada tam 10 kiÅŸi yaşıyor. Sobanın yanına uzanmış yatan iki erkek kardeÅŸ dikkatimizi çekiyor. Daha 4 yaşında taÅŸ düÅŸürdüklerini öÄŸreniyoruz. Minik bedenlerinde taşımakta zorlandıkları acıdan biraz kurtulunca uykuya dalmış ikisi de. Odanın tam ortasında ise bir çuval Antep fıstığı duruyor. Evin küçüklerinin akÅŸamki görevi fıstıkları tek tek kırarak, fırınlanmaya hazır hale getirmek.

52 ÖÄžRENCİDEN 49'U SOKAKTAN KURTULDU
Koca çuvalı bitirdiklerinde 4 lira kazanacaklar. Evin en miniÄŸi ise zihinsel özürlü. Baba Mahmut Budak her gün sabah 5'te evden çıkıyor, günde 20 adet simit satabilmek için. 'Bir gün çıkamasam periÅŸan oluruz' diyor. Dersaneye gidemediÄŸi gibi, 10 kiÅŸinin yaÅŸadığı bir odada ders çalışma imkânı da olmayan TuÄŸba ve onun durumundaki binlerce çocuk, artık geleceÄŸe daha umutlu bakıyor. Çınar-Der sadece onlara deÄŸil, ailelerine de sahip çıkıyor. Yapılan geniÅŸ kapsamlı araÅŸtırmalarda sadece çocuklar deÄŸil, fakir aileler de tespit edilmiÅŸ ve oluÅŸturulan 'fakir bank' listesinden bu insanlara gıda, giyim ve çocuklar için kırtasiye yardımı yapılıyor. Kurban bayramlarında hayırseverlerin bağışladığı etler de onlara ulaÅŸtırılıyor. Bütün bu çalışmaların en büyük destekçisi de, belediyeler, ticaret-sanayi odaları elbette aileleri en yakından tanıyan muhtarlar.

Çınar-Der, ailelerin çocuklara yaklaşımını deÄŸiÅŸtirmek için, anne-baba eÄŸitimleri de baÅŸlatmış. Psikolojik danışmanlar ve rehber öÄŸretmenler anne ve babalarla bir araya gelip, aile içi iletiÅŸimi konuÅŸuyor, okuma salonlarında. Yardımlar ise gıda-giyim ve kırtasiye ile sınırlı kalmıyor. Belirli periyotlarda saÄŸlık taramaları yapılıyor. Hiçbir saÄŸlık güvenceleri olmayan bu insanlar için son derece önemli ayrıntılar bunlar. İş adamları ise bütün bu yapılanları maddi açıdan desteklemekten son derece memnun. Okuma salonlarını destekleyen iÅŸ adamlarından, UÄŸur İnÅŸaat Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Cengiz UÄŸur, 'Ben iÅŸ adamı olarak bundan daha güzel bir hayır düÅŸünemiyorum.' diyerek özetliyor hissettiklerini.

Cengiz UÄŸur'a göre bu çalışma, eÄŸitimde fırsat eÅŸitliÄŸi anlamına da geliyor. 70 kiÅŸilik sınıflarda öÄŸrenim gören, özel kurslara gidemeyen öÄŸrencilerin, en azından diÄŸer çocuklara benzer ÅŸartlarda sınavlara hazırlanmasını temin ediyor. UÄŸur, bir hususun daha altını özellikle çiziyor: 'Okuma salonları, göçle gelen ve kendi gettolarında yaÅŸayan bu insanlara yalnız olmadıklarını hissettiriyor. Bu mesaj en güçlü ÅŸekilde veriliyor. Bir de imkân verilen çocukların çok baÅŸarılı olması bizi mutlu etti. Yaptığımız yardımların karşılığını görmüÅŸ olduk'

Çınar-Der Şıh Mehmet NakıpoÄŸlu Okuma Salonu'nda gönüllü öÄŸretmenlik yapan Mustafa Gökçek, bazı velilerin çocuklarını okutma imkânı bulunca hemen deÄŸerlendirdiklerini; ancak bazılarınınsa hâlâ okutmak istemediÄŸini söylüyor. Yani varoÅŸlardaki tek sorun fakirlik deÄŸil. İşin bir de, aileleri çocuklarının eÄŸitimine ikna etme boyutu var. Bunun için gönüllü öÄŸretmenlerin faaliyetleri arasında aile ziyaretleri de var. Çocuklara bir tür velilik de yapıyor öÄŸretmenleri. Onların sokakta çalıştırılmaması için aileleriyle görüÅŸüyor. Bu çalışmalar o kadar etkili olmuÅŸ ki, öÄŸretmen Mustafa Gökçek, ders yılı başında 104 orta iki öÄŸrencisinden yarısının çalıştırıldığını, ÅŸimdi ise bu rakamın 3'e kadar düÅŸtüÄŸünü söylüyor.

DERTLERİNİ VE SOFRALARINI PAYLAŞTIK
Zaten fakirliÄŸin pençesindeki aileler için iyi bir gelir kapısı konumundaki çocukları çalıştırmamaya ikna etmek kolay olmamış elbette. ÖÄŸretmen Mustafa Gökçek, 'Bayramlarımızı onlarla geçirdik, dertlerini ve sofralarını paylaÅŸtık. Sorunlarıyla ilgilendik. Artık bir aile gibi olunca çocuklarının çalışmamasına ikna oldular.' diyor.

Urfa'nın Suruç ilçesine baÄŸlı Akören köyünden 8 yıl önce Antep'e göç etmiÅŸ, Yılmazsoy ailesi. Mustafa 7 çocuÄŸu ve annesiyle birlikte yaşıyor ÅŸehrin varoÅŸlarında. Elindeki rahatsızlık sebebiyle çalışamıyor, aldığı sakatlık maaşı ile ailesini geçindiriyor. Bir de BeÅŸir var tabii. 8. sınıf öÄŸrencisi oÄŸlu BeÅŸir, okul çıkışı ayakkabı boyacılığı yaparak bu kalabalık ailenin geçimine destek oluyor. BeÅŸir'in son zamanlardaki en büyük heyecanı ise Mehmet NakıpoÄŸlu Okuma Salonu. Anadolu ÖÄŸretmen Lisesi'ne girmeyi çok istiyor. Dersaneye gidemediÄŸi için okuma salonu ona umut olmuÅŸ. 'Buraya baÅŸlamadan önce denemelerde 30 neti geçemiyordum. Åžimdi ise 42 nete kadar çıktım. Hedefime ulaÅŸmam için 60'ı geçmem lazım' diyor, heyecanla. 53 yaşındaki Mustafa Yılmazsoy, BeÅŸir'in okumasını çok arzu ediyor; ama bir yandan da onun getireceÄŸi günlük 7 liraya ihtiyaç duyduÄŸundan boyacılığa devam etmesini istiyor. BeÅŸir ise mütevekkil; hem çalışıp hem okumaktan ÅŸikâyetçi deÄŸil gibi. İçinde bulunduÄŸu ÅŸartların onu buna zorlandığının farkında. Okuyup meslek sahibi olmak, tek umudu. Bu sebepten olsa gerek, mümkün olsa okuma salonundan hiç ayrılmayacak.

BATI'YA GÖÇÜ ABSORBE EDEN ÅžEHİR
Yılmazsoy ailesinin hikâyesi, 'Gaziantep'i nasıl bilirsiniz?' sorusuna verilebilecek tipik cevaplardan aslında. BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanı Dr. Asım Güzelbey'in deyimiyle, Antep'in etrafını çeviren gri renkli, toplam 650 bin kiÅŸinin yaÅŸadığı varoÅŸların en bildik öyküsü, onlar ve onlar gibiler. Bir yandan sanayideki baÅŸ döndürücü geliÅŸimi ve 5 milyar dolarlık yıllık ihracatı ile örnek bir kent, diÄŸer yandan bir varoÅŸ ÅŸehrinden bahsediyoruz. Gelir dağılımı uçurumunun en fazla olduÄŸu illerden, Antep. Türkiye'nin tek alandaki en büyük organize sanayisi de orada, İstanbul'dan sonra ülkenin en büyük varoÅŸ alanları da' Terörden, fakirlikten, yoksulluktan, kan davalarından kaçanlar, kapağı İstanbul'a atamamışsa eÄŸer, Antep'e yerleÅŸmiÅŸ. O sebepten, 'Burası, batıya göçü absorbe eden bir ÅŸehir' diyor, belediye baÅŸkanı. Bu gibi merkezler olmasa belki bugün çok daha büyük bir İstanbul nüfusundan bahsediyor olacaktık.

TİNERCİLERİN SAYISI AZALIYOR

Çınar-Der'in çalışmalarına destek veren Gaziantep BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanı Dr. Asım Güzelbey, 'Bu faaliyetlerin, Antep'te balici-tinerci çocukların sayısının azaltılmasında önemli rolü olacak. Çok hayırlı bir iÅŸ yapılıyor.' diyor. Türkiye'nin en önemli sorunu terörün asıl sebebinin iÅŸsizlik olduÄŸunu vurgulayarak, bu merkezler vasıtasıyla çocukların okuma ve meslek sahibi olma imkânlarının artmasını çok olumlu bir geliÅŸme olarak nitelendiriyor.

Bir topluma yönelik çalışmalardan anlamlı sonuçlar alabilmek için, toplumun ileri gelenlerinin meseleye sahip çıkması ÅŸart. Çınar-Der yöneticileri belirli periyotlarda ÅŸehrin zenginlerini, sanayicileri ve sivil toplum önderlerini yemekte buluÅŸturarak, çalışmalar hakkında bilgi veriyor. Åžehitkamil ilçesi kaymakamı Cemal Özdemir, bu kadar çok sosyal problemin olduÄŸu bir yerde devletin her yere yetiÅŸemeyeceÄŸini belirterek, sivil toplum katkısı anlamında Antep'in ÅŸanslı bir il olduÄŸunu vurguluyor. Çınar-Der'in özellikle sıkıntılı mahallelerde faaliyet göstermesinin önemine dikkat çekiyor Kaymakam Özdemir: 'Çocukları sokaktan alıp OKS'ye hazırlıyorlar. Bu çocuklar ortalama 70 kiÅŸilik sınıflarda okuyor. ÖÄŸretmenlerin, hepsiyle ilgilenmesi mümkün deÄŸil. Ailelerin de ilgi gösterdikleri söylenemez. Pek çoÄŸu göçle geldiÄŸi için zaten kendilerini yabancı hissediyor. Onlara sahip çıkmak, ÅŸehre entegre etmek adına çok önemli.'

Gaziantep'te halen 729 okul bulunuyor; bunların 30'u özel eÄŸitim kurumu. ÖÄŸrenci sayısı ise 373 bin 415. Bu rakam 28 vilayetin nüfusundan fazla. Sadece geçen yıl öÄŸrenci sayısı 16 bin artmış. Bunun en önemli sebebi göç. Millî EÄŸitim Müdürü Süleyman ÅžiÅŸman, bölge insanının bu rakamla doÄŸru orantılı ÅŸekilde eÄŸitim ve öÄŸretime ilgi duymamasından yakınıyor. Bunun için veli eÄŸitimlerini önemli buluyor ve anne-baba inanmadığı takdirde bu iÅŸin yürümesinin zor olduÄŸunu düÅŸünüyor. Çınar-Der'deki eÄŸitimcilerin ailelere de ulaÅŸtığını hatırlatan ÅžiÅŸman, 'Okul müdürlerine kendilerini ailelere kabul ettirmelerini söylüyorum. Bunu yapacak olan eÄŸitimcidir. Çünkü insanımız inanırsa, bırakın çocuÄŸunu, size canını bile verir. İç içe olunmazsa aradaki buz daÄŸları erimez. Bu iÅŸin formülü de 3 S; yani sabır, sevgi ve sebat' diyor.

NÜFUSUN YÜZDE 45'İ ÇOCUK

Hanım Tuncel, henüz 14 yaşında, Diyarbakırlı bir genç kız. 10 kardeÅŸin yedincisi. Babası saÄŸlığı elverdiÄŸi sürece hamallık yaparak geçindirmiÅŸ ailesini; ama artık yaÅŸlandığı için iÅŸ alamıyormuÅŸ. Çocuklarını bırakın okutmayı, geçindirmeye bile gücü yok. Hanım ise bütün zorluklara raÄŸmen okumakta ısrarlı. Seyrantepe İlköÄŸretim Okulu 8. sınıfa devam ediyor. Hayalinde Anadolu Lisesi var; ama sınıf arkadaÅŸları dersanede sınava hazırlanırken, onun hiçbir destek almadan, üstelik 12 kiÅŸinin yaÅŸadığı küçücük evinde bu yarışa katılması kolay deÄŸil elbette. Ancak bu karamsar tablonun, eÄŸitim sezonu başında tamamen deÄŸiÅŸtiÄŸini anlatıyor bize. Diyarbakırlı gönüllü eÄŸitimciler ve iÅŸ adamları tarafından açılan okuma salonu, ÅŸimdi o ve onun gibi maddi gücü dersanelere yetmeyen arkadaÅŸlarına kucak açmış. Gülpembe Okuma Salonu, evine hayli uzak olsa da, o her hafta sonu birkaç kilometre yürümeyi göze alarak, sınavlara hazırlanıyor. Son aylarda bir anda deÄŸiÅŸen hayatını bizimle paylaşırken gözleri parlıyor. Hayalinde doktor olmak var.

Hanım ve arkadaÅŸlarının devam ettiÄŸi Gülpembe Okuma Salonu, Diyarbakır EÄŸitim ve Halkla İliÅŸkiler DerneÄŸi'ne baÄŸlı faaliyet gösteren 17 kurumdan biri. Toplamda 400 bin öÄŸrencinin olduÄŸu Diyarbakır'da, fakirlik ve cehalet sonucu, ilköÄŸretim sonrası okuma oranları son derece düÅŸük. Her 100 öÄŸrenciden sadece 50'si liseye devam edebiliyor. Geri kalanlar ise sosyal risk kapsamında. 1,5 milyon kiÅŸinin yaÅŸadığı il nüfusunun yüzde 45'ini, 0-14 yaÅŸ arası çocuk ve gençler oluÅŸturuyor. Bu da en az 600 bin kiÅŸi demek. Her yıl ortalama 40 bin doÄŸum oluyor. Yüksek doÄŸum oranı, çok çocuklu aileler anlamına geliyor. Genellikle 8-10 çocuklu ailelerin sahip çıkamadığı çocuk ve gençler, yasadışı iÅŸler için potansiyel aday haline geliyor. Özellikle kapkaç ve uyuÅŸturucu çeteleriyle, terörizmin kurbanı oluyor. Biraz daha ÅŸanslıları sokak çocuÄŸu olarak yaÅŸamlarını sürdürüyor.

DİYARBAKIRLI, ÅžEHRİNE SAHİP ÇIKIYOR
Åžehirlerindeki bu vahim gidiÅŸatı teÅŸhis eden Diyarbakırlı giriÅŸimciler, 'her ÅŸeyin başı eÄŸitim' diyerek, imkânı olmayan çocuklara sahip çıkma düÅŸüncesiyle bir araya gelmiÅŸ. Gaziantepli iÅŸ adamlarının çalışmasının daha ilk yılda çok olumlu sonuçlar vermesi, onlar için önemli bir motivasyon kaynağı olmuÅŸ. 3 yıl önce kurulan EÄŸitim ve Halkla İliÅŸkiler DerneÄŸi (EHİDER) iÅŸte bu birlikteliÄŸin ürünü.

Aslında bu iÅŸin bir de öncesi var. EHİDER kurulmadan önce, Diyarbakır GiriÅŸimci ve İş Adamları DerneÄŸi, ÅŸehrin en fakir semtlerinden BaÄŸlar'da kiraladıkları bir binada varoÅŸ çocuklarına eÄŸitim desteÄŸi vermeye baÅŸlar. Deneme amaçlı açılan salona büyük ilgi olur ve bin 300 çocuk kayıt için baÅŸvuru yapar. O dönemin iÅŸ adamları derneÄŸi baÅŸkanı Behçet Balık, taleplere cevap veremedikleri için çok üzüldüklerini aktarıyor. Bu salonlara ne kadar büyük bir ihtiyaç olduÄŸunu gördüklerini de' Bu ilgi, yeni bir yapılanmayı zorunlu hale getirmiÅŸtir. Dernek üyelerinin ortak kanaati, kendi insanlarına yapabilecekleri en önemli katkının bu iÅŸin geliÅŸtirilmesi olacağıdır. Böylelikle iÅŸ adamları derneÄŸi bünyesinden, ilgi alanı sadece eÄŸitim olan yeni bir dernek doÄŸar.

Behçet Balık, halen EHİDER baÅŸkanı. Gönüllü öÄŸretmenlerle yola çıkan dernek bünyesinde artık 25'i kadrolu olmak üzere onlarca eÄŸitimci var. Diyarbakır il genelinde binlerce öÄŸrenciye ulaşıyor. Hiçbir ücret almadan onları Orta ÖÄŸretim Kurumlar Sınavı'na hazırlıyor. Testler, deneme sınavları ve yardımcı dokümanlar da ücretsiz veriliyor. Henüz ilk yılında derneÄŸin 75 öÄŸrencisi Fen, Anadolu ve Anadolu öÄŸretmen liselerini kazanmış. Okuma Salonları Koordinatörü Asaf Baltacı, ikinci yıldan itibaren seçme sınavı ile öÄŸrenci kabul etmeye baÅŸladıklarını ve bunun da baÅŸarıyı katlayacağını düÅŸünüyor.

OKUMA SALONU İMDADIMIZA YETİŞTİ
Nezih Yıldırım, BaÄŸlar semtinde bakkal. OÄŸlu Muhammed'i geçen yıl okuma salonuna yazdırmış. Muhammed ÅŸimdi İzmir Karşıyaka Anadolu Lisesi'nde okuyor. 'Ben küçük esnafım; dersaneye göndermeye param yetmedi. Salon tam benim bakkalın karşısına açıldı ve büyük nimet oldu.' diyor. BaÄŸlar, bu GüneydoÄŸu metropolünün en kalabalık, en fazla genç nüfusa sahip ve aynı zamanda en fakir semti.

Bu ÅŸartlar altında yaÅŸayan ve okuyamayan çocukların etrafının tuzaklarla örülü olduÄŸunu söylüyor Nezih Yıldırım. EÄŸitim alamayan çocuÄŸun kapkaçtan uyuÅŸturucuya, hırsızlıktan teröre kadar her kötülüÄŸe açık hale geldiÄŸini söylüyor. Bunları anlatırken kendinden çok emin, belli ki çevresinde bunun örneklerini görmüÅŸ. Okuma salonuna sahip çıkabilme adına her hafta velilerle bir araya geldiklerini aktarıyor: 'YaÅŸadığımız bunca olumsuzluktan sonra artık bu gibi kurumlara sahip çıkmamız lazım. Çok üzücü olaylar yaÅŸadık geçmiÅŸte ve bunları aÅŸmanın yolu el ele vermektir. İnsan yetiÅŸtirmek ülkenin geleceÄŸidir. Bu imkânlara raÄŸmen okumayan gençler ileride bunun acısını çok çeker.'

VELİLER, ÖÄžRENCİ TAKİBİNİ DE ÖÄžRENİYOR
EHİDER Gülpembe Okuma Salonu Müdiresi Özden Kurban'ın altını çizdiÄŸi bir hususu da atlamamak lazım. O da, velilerin okula giden çocuklarını nasıl takip edebileceklerini öÄŸrenmeleri. EÄŸitim sürecinin en önemli ayrıntılarından birine deÄŸiniyor aslında Kurban. ÇocuÄŸun baÅŸarısının sadece eÄŸitimciye baÄŸlı olmadığını vurguluyor. Veli-okul ve öÄŸretmen üçgeninin saÄŸlıklı iÅŸlemesi son derece önemli. ÖÄŸretmen açığının olduÄŸu, 70-80 kiÅŸilik sınıflarda bu iliÅŸkiyi kurmak kolay deÄŸil. Velilerin de zaten böyle bir talebi yok. Okuma salonlarının idealist eÄŸitimcileri ise çalışmalarını öÄŸrenciyle sınırlamıyor. Velilerle iliÅŸkiye önem veriliyor. Veli çayları, ziyaretler, toplantılar ve geziler, salonların rutini arasında. Özden Hanım, çocuklarını takip edebilmeleri için velileri bilinçlendirmeye özen gösterdiklerini vurguluyor: 'Bu iÅŸ sadece bizim takibimizle olmaz. Sorunları ancak birlikte aÅŸabiliriz. Biz gezilerimize velileri de davet ettiÄŸimizde çok ÅŸaşırıp mutlu oluyorlar. Bu geziler sayesinde 60 yaşında ilk kez il dışına çıkan insanlar oldu.'

Zekâtlarını, sadakalarını bu eÄŸitim kurumlarına veren iÅŸ adamları, yapılanların meyvelerini görmeye baÅŸlayınca iÅŸe daha fazla sarılmış. Behçet Balık, GüneydoÄŸu insanının hayır iÅŸlerine meraklı olduÄŸunu ve dinî vecibelerinde hassas davrandığını hatırlatarak, 'Sokaktaki çocukların ne kadar iyi yetiÅŸtiÄŸini görünce üyelerimiz bu meseleye daha fazla sahip çıkmaya baÅŸladı. En kârlı yatırımın insana yapılan yatırım olduÄŸunu gördüler' diyor.

Aslında Diyarbakır ve çevresi son yıllarda en fazla eÄŸitim yatırımı alan illerin başında geliyor. Ak Parti hükümeti doÄŸunun makûs talihini deÄŸiÅŸtirmek için eÄŸitim yatırımlarına özel önem veriyor. Cumhuriyet tarihi boyunca toplam 5 bin derslik yapılan Diyarbakır'da, son beÅŸ yılda açılan yeni derslik sayısının 2 bin olduÄŸunu belirten Millî EÄŸitim İl Müdürü Mustafa Tekdemir, 4 sene önce okul öncesi eÄŸitime katılma oranı sadece yüzde 3 iken, bu oranın ÅŸimdi yüzde 25'lere kadar çıktığını kaydediyor. Okul öncesi eÄŸitim oranı arttıkça okulların baÅŸarısı da artıyor haliyle.

Mustafa Tekdemir, Diyarbakır'da eÄŸitimi yöneten insan olarak okuma salonlarının katkısından son derece memnun. Göç alan ve hızlı büyüyen ÅŸehirlerin en önemli probleminin sokaktaki çocuklar olduÄŸu tespitini yapıyor: 'Bunlar büyük risk altında. Onların sokaktan kurtarılması noktasında okuma salonları büyük bir fonksiyon icra ediyor. Bazı aileler çocuklarını ek gelir kapısı gibi gördüÄŸünden sokakta çalıştırıyor. Ben okuma salonlarını ÅŸehrin sosyal risklerini azaltan bir etken olarak görüyorum. Bunların sayısının artması, okullardaki eÄŸitimin kalitesini de artıracaktır.'

MARDİN DE 'ÖNCE EĞİTİM' DEDİ
Diyarbakırlılar ÅŸehirlerine sahip çıkarken Mardinliler de boÅŸ durmuyor elbette. Buradaki okuma salonu sayısı 14'e ulaÅŸmış durumda. İl merkezi dışında her ilçeye de ulaÅŸmış bu merkezler. Hatta bugüne kadar terörle anılan Dargeçit gibi ilçelerde bile çok baÅŸarılı çalışmalara imza atıyor buradaki eÄŸitimciler. Bu ildeki bütün salonlarda gönüllü öÄŸretmenler görev yapıyor. Fedakâr eÄŸitimciler hiçbir ek ücret talep etmeden, hatta hafta sonlarını da ayırarak derslere giriyor. ÇocuÄŸunu mahallesindeki okuma salonuna gönderen velilerden Abdullah Kino, ders dışındaki bir hususa dikkati çekiyor. Ortaokul dönemi; çocukların, gençlik yıllarına ilk adımlarını attığı, buluÄŸ çağına ulaÅŸtıkları, kısacası en 'çılgın' dönemleri. Abdullah Bey, çoÄŸu zaman evde mutlu olamayan, internet kafe gibi arayışlara giren çocukların, okul sonrası bu merkezlere gelmesinin velileri rahatlattığını söylüyor. Masa tenisi, satranç, gezi gibi aktiviteler çocukların yüksek enerjilerini doÄŸru kullanabilmeleri adına önemli fırsatlar aslında.

Mardin'deki okuma salonlarının fakir öÄŸrencilere ücretsiz hizmet vermesinde, eÄŸitime büyük önem veren iÅŸ adamlarının payı büyük. Hem Mardin'de yaÅŸayan, hem de il dışında ikamet eden Mardinlilerin bu meseleye sahip çıkmasına öncülük yapan iÅŸ adamı Faruk Yücesoy da, 'önce eÄŸitim' diyenlerden. Mardin Sanayici ve İş Adamları DerneÄŸi (MARİAD) BaÅŸkanı Yücesoy, 'İş adamları bir araya geldik ve ÅŸu tespiti yaptık: GüneydoÄŸu'nun eÄŸitim sorununu tek başına ne devlet çözebilir ne de özel sektör. Buradaki fakir halka doÄŸrudan ulaÅŸacak üçüncü bir çözüm gerekiyordu ve biz de bu amaca matuf, Mardin Okumayı Sevdirme ve YaygınlaÅŸtırma DerneÄŸi'ni (MOSDER) kurduk. DerneÄŸi biz maddi açıdan destekliyoruz. Gönüllü eÄŸitimciler de çocuklara sahip çıkıyor.' diyerek, yapılan çalışmayı özetliyor.

MARDİN'E BORCUMUZU ÖDÜYORUZ

MOSDER, üç yıl içinde 3 bine yakın fakir öÄŸrenciye ulaÅŸmış. Bölgenin eÄŸitim kadar, ilgiye, sevgiye ve desteÄŸe de ihtiyacı olduÄŸunu vurgulayan Yücesoy, memleketlerine sahip çıktıklarını söylüyor: 'İş adamları burada biraz palazlanınca hemen batıya göç ediyor. Bu, iÅŸin kolay tarafı. Bizim faaliyetimizi eleÅŸtirenler de oluyor. Masa başından eleÅŸtiri üretmek yerine projesi olan varsa gelsin, bölge insanının elinden tutsun. Biz kendimize düÅŸeni yapmaya çalışıyor, doÄŸduÄŸumuz ve yetiÅŸtiÄŸimiz topraklara borcumuzu ödüyoruz.'

MOSDER'in önemli özelliklerinden biri de, sadece fakir çocukların deÄŸil ailelerin de gözetilmesi. Özellikle kurban bayramlarında gönderilen bağışlar bu aileler arasında paylaÅŸtırılıyor. İhtiyacı olan çocukların kırtasiye, giyim kuÅŸam gibi eksiklerini tamamlamak da hayırsever iÅŸ adamlarına düÅŸüyor. Aslında baÅŸlangıçta iÅŸin bu boyuta gideceÄŸi hesap edilmemiÅŸ olmasına raÄŸmen, ihtiyacın büyüklüÄŸü çalışmanın çerçevesini geniÅŸletmiÅŸ.

Mardin Mazıdağı, MOSDER'in en baÅŸarılı çalışmayı gerçekleÅŸtirdiÄŸi ilçeler arasında yer alıyor. İşin en ilginç boyutu, buradaki kurslara devam eden öÄŸrenciler arasında kızların ağırlıkta olması. Cahillik, tutuculuk ve fakirlik dışında, bölge halkının bugüne kadar kız çocuklarını okutmamasının en önemli gerekçelerinden biri de, güvensizlik. Okuyan kız çocuklarının yoldan çıkabileceÄŸi korkusu var. İnsanlar bunu açık yüreklilikle dillendiriyor.

GÜVEN DUYULURSA KIZLAR OKUTULUYOR

Dernekte kız sayısının fazlalığı, çocukları ilköÄŸretimden sonra da tahsile devam ettirme noktasındaki kararlığın göstergesi. Çünkü MOSDER gönüllüleri Mazıdağı'ndaki ailelere ciddi güven vermiÅŸ. Okuma salonu müdürü Metin İşlen, velilerin sürekli, 'Burası olmasa kız çocuÄŸumu okutmayacaktım' dediklerini aktarıyor. İşlen, aslen Urfa ViranÅŸehirli. Bu bölgenin insanı. Mazıdağı gibi, geçen yıl sadece bir öÄŸrencinin (o da okuma salonu öÄŸrencisi) fen lisesini kazanabildiÄŸi bir ilçeye ışık olabilmek için canla baÅŸla çalışıyor. Kendi dışındaki bütün öÄŸretmenler gönüllü. EÄŸitimciler özel hayatlarından fedakarlık edip, zamanlarını buradaki öÄŸrenciler için harcıyor.

Çabaların meyveleri de toplanmaya baÅŸlamış ÅŸimdiden. Fen lisesinin yanı sıra 18 öÄŸrencileri Anadolu, 5'i de Anadolu ÖÄŸretmen Lisesi'ni kazanmış, henüz ilk yıllarında.

BU KURUMLAR ÇOÄžALSIN, KIZLARIMIZ OKUSUN
Mazıdağı'nın en büyük köyü Åženyuva'nın muhtarı Mustafa Åžan da, öÄŸrenci velisi. 'Çocuklar da çok memnun, biz de çok memnunuz ve bu kurumların sayısının artmasını istiyoruz' diyor.

Okuma salonlarının çocukları okumaya teÅŸvik ettiÄŸini aktarıyor muhtar ve ekliyor: 'Eskiden kızları hiç okutmazdık; ama artık daha fazla istek var insanlarda. Buraya kızlarımızı göndermekten çekinmiyoruz.' Muhtar Mustafa Åžan'ın tam 11 çocuÄŸu var. İmkânı olduÄŸu sürece hepsini okutmak istiyor. Aslında MazıdaÄŸ'da ailelerin eÄŸitime ilgisi büyük. Herkes çocuÄŸunu okutmak istiyor. Okumak onların çocukları için tek kurtuluÅŸ yolu. Ancak nüfusun yüzde 80'inin eÄŸitime ayıracak parası yok. Hatta tarlasını atıp çocuÄŸunu okutanların bile olduÄŸunu öÄŸreniyoruz. Aslında bütün mesele bu insanların elinden tutabilmek, MOSDER'in bütün hedefi ve çabası da bu zaten

MazıdaÄŸ'daki okuma salonuyla alakalı en ilginç hatıra ise velilerden Cebrail Yasan'a ait. Ele avuca sığmayan, komÅŸuların yaka silktiÄŸi, 'ilçenin en yaramaz çocuÄŸu' onun oÄŸludur. Daha doÄŸrusu okuma salonuyla tanışıncaya kadar öyleymiÅŸ. Cebrail Bey oÄŸlunu, 'bir de bunların başına dert olsun' diye okuma salonuna yazdırdığını anlatıyor, ÅŸakayla karışık. ÖÄŸretmenlere en fazla bir hafta dayanabilme süresi biçtiÄŸini de ekliyor. Buraya kadar her ÅŸey normal; herkesi ÅŸaÅŸkına çeviren ise bundan sonrası. Aradan aylar geçer ve Alaattin bambaÅŸka bir insan olup çıkar. Adeta o çılgın çocuk gider, ailesine, komÅŸularına saygılı, herkesin gıpta ile bakıp çocuklarına örnek gösterdiÄŸi bir insan gelir yerine.

Alaattin artık baÅŸarılı bir lise öÄŸrencisi ve eÄŸitimine Zonguldak'ta devam ediyor. Babası ise gerideki 4 çocuÄŸunu da kursa vermeye kararlı. BaÅŸlangıçta, 'asla kızlarımı göndermem' diyen eÅŸinin, gelecek yıl için ÅŸimdiden rezervasyon yaptırmak istediÄŸini söylüyor.

HATAY'DA ÖRNEK DAYANIÅžMA
Alaattin'in hikâyesi ne kadar ilginçse Kübra'nınki de o kadar dramatik. Cumhuriyet İlköÄŸretim Okulu öÄŸrencisi Kübra, 7. sınıfta ve hafta sonları okuma salonuna devam ediyor. Dedesini kan davasında kaybetmiÅŸ, babası ise yaÅŸadığı psikolojik baskıdan rahatsızlanmış, çalışamıyor. Mazıdağı'nda tek göz odada 4 kardeÅŸiyle hayat mücadelesi veriyor. Okumak, elinde kalan tek umudu. Onların geçimine yardımcı olan amcası Abdurrahman Akpolat, 'Yıllarca kan davaları bizi periÅŸan etti. Onlar azaldı derken siyasi sorunlar ve terör

BİR SAHİPSİZLİK, BİR VEFA

GüneydoÄŸu'nun özellikle göçle oluÅŸan varoÅŸ semtlerinde durum o kadar vahim ki, anlatılanların bazen çok dramatik bir filmden kesitler olduÄŸu hissine bile kapılabiliyorsunuz. 8-12 çocuklu aileler, iki göz odada süren bir hayat ve iÅŸsizlik... Hal böyle olunca ailelerin çocuklarına bakışı da, 'üzerine titreme' olmuyor genelde. Gaziantepli iÅŸ adamı Cahit Erbalcı'nın bir komiserden naklettikleri, meselenin vahametini anlatmaya yetiyor: 'Gece yarısı sokakta kalmış bir çocuÄŸu aldık, karakola getirdik. Ailesini aradık, çocuk burada diye. Önce ÅŸaşırdılar, çünkü farkında deÄŸillerdi çocuÄŸun evde olmadığının. Sonra gelip alın dedik, cevap ilginçti; yatsın orada, sabah gelir kendisi.'

Okuma salonlarının hedef kitle seçtiÄŸi bazı bölgelerdeki aile-çocuk iliÅŸkisini anlatmak için bu örnek fazlasıyla yeterli aslında. 12 çocuktan biri kaybolunca fark edilmiyor bile. Hatta birçoÄŸu, çocukların ismini karıştırıyor. Böyle bir aileden çıkmış bir çocuÄŸu ismiyle çağırmanız, ona birazcık deÄŸer vermeniz bile fazlasıyla karşılık buluyor minik beyinlerde. Yardımsever iÅŸ adamları ve eÄŸitimciler, bu çocukların ailelerine de maddi-manevi destek olmaya, rehberlik hizmeti vermeye çalışıyor.

DİYARBAKIR VAROÅžLARININ GÖNÜLLÜLERİ
Diyarbakır'da eÄŸitim üzerine kiminle konuÅŸsanız, aynı noktaya dikkat çekiyor. Ailelerdeki çocuk sayısının fazlalığı ve fakirlik. Çok çocuklu aile bir de fakir olunca, çocuklar ciddi bir ilgi ve sevgi açlığı ile büyüyor. Sevgisiz büyüyen her çocuk bir de cahil kalmışsa, potansiyel suçlu adayına dönüÅŸüyor. Okumak isteyen, çalışkan ve baÅŸarılı öÄŸrenciler de, zaten dersaneye gidemedikleri gibi bir de 10 çocuÄŸun yaÅŸadığı bir mekânda ders çalışmak zorunda kalıyor. Tabii ne kadar çalışabilirse' Fizikî ÅŸartlar, okumak isteyenin önünü kesiyor. Okuma salonlarının en önemli katkılarından biri, çocuklara her ÅŸeyden önce saÄŸlıklı bir ders çalışma ortamı hazırlaması. Belirli bir müfredat dâhilinde onları sınava hazırlamak kadar önemli bir ayrıntı aslında bu. En az bunlar kadar önemli bir diÄŸer konu da, aile ve çevreden görmedikleri ilgiyi burada gören çocukların, okuma salonlarında iyi vakit geçirmesi. Yapılan iÅŸ gönüllülük esasına dayalı olunca haliyle ilgi ve sevgi de onunla doÄŸru orantılı oluyor. Bu da çocuklardaki ilgi ve sevgi açlığının bir nebze olsun giderilmesi adına küçük; ama etkili bir adım.

KURS ÖÄžRETMENLERİ ÇOK SEVİLİYOR
Okuma salonları mahallelerin içinde olunca aileler güvenle gönderiyor çocuklarını. Mardin Dargeçitli Musluh Akıncı'nın iki oÄŸlu da okuma salonunun müdavimi. Hatta yaÅŸ grupları uymasa da 7 ve 2 yaşındaki diÄŸer iki çocuÄŸunun da sürekli okuma salonuna gelmek istediklerini söylüyor: 'Hepsi buraya gelmek istiyor, öÄŸretmenleri çok seviyorlar. Bu da normal; çünkü öÄŸretmenler çocuklarla bizden daha fazla ilgileniyor.' DiÄŸer veli Kazım YarbaÄŸ ise çocukların buraya devam etmeye baÅŸladıktan sonra kitap okumayı sevdiÄŸini aktararak, 'Merkezde kütüphane var. Çocuk, ilgisine göre kitaplara rahatlıkla ulaşıyor. Okuyan bir nesil yetiÅŸmesine önemli katkı saÄŸlıyorlar. Okullardaki öÄŸretmenleri de bu geliÅŸmeden çok memnun.' diyor. Velilerden ayrılırken, yıllarca terörün acısını yaÅŸamış Abdullah Kino atılıyor: 'Bunu mutlaka yazın, eÄŸitim yatırımları arttıkça bu bölgede terör azalıyor. Burada yaÅŸayan bir insan olarak bunu yakînen gözlemliyorum.'

VAN'IN EĞİTİM AÇIÄžINI KAPATIYOR
Sivil toplum kuruluÅŸlarının eÄŸitime katkıları açısından son yıllarda en ÅŸanslı illerden biri de, Van. İlde bir grup iÅŸ adamı ve gönüllü eÄŸitimcinin öncülüÄŸünde, 2004'de kurulan ÖÄŸretmenler DerneÄŸi, açtığı okuma salonlarının meyvelerini bir yıl sonra toplamaya baÅŸlamış. Yoksulluk sebebiyle dersanelere ve hazırlık kurslarına gidemeyen 320 öÄŸrenciye kapılarını açan dernek, 223 öÄŸrencinin Fen, Anadolu ve Anadolu ÖÄŸretmen liselerine yerleÅŸmesine vesile olmuÅŸ. Geçen yıl ise 520 öÄŸrencinin 2'si Fen, 20'si Anadolu ÖÄŸretmen, 130'u Anadolu Lisesi ve 121'i de Anadolu Meslek liselerini kazanmayı baÅŸarmış. Dernek öÄŸrencilerinin elde ettiÄŸi baÅŸarı büyük yankı uyandırınca bu yıl okuma salonlarına devam eden öÄŸrenci sayısı 2 bini geçmiÅŸ. Van Milli EÄŸitim Müdürü Yahya Yıldız, sivil toplum kuruluÅŸlarının eÄŸitime katkısına büyük önem verdiklerini belirterek, "Van ÖÄŸretmenler DerneÄŸi, açtığı OKS kursları ve okuma salonları ile ilçelerde, köylerde ve kenar mahallelerde dershaneye gidemeyen öÄŸrencilere destek oluyor. Dernek bünyesinde görev yapan öÄŸretmenler büyük bir özveri ile çalışıyor. Pek çok öÄŸrenci bu dernek sayesinde sınavlara hazırlanarak Fen, Anadolu Lisesi ve Anadolu öÄŸretmen lisesini kazandı. Van ÖÄŸretmenler DerneÄŸi ilimizde çok önemli bir açığı dolduruyor. Yaptıkları faaliyetleri takdirle karşılıyoruz. " diyor.

Kaynak : www.aksiyon.com.tr
 
< Önceki   Sonraki >

USİDER - Uluslararası Sivil Toplumu destekleme ve Geliştirme Derneği
Copyright © 2006 - 2008 www.usider.org. Tasarım www.idealyazilim.net